Google+ Followers

22 Mart 2012 Perşembe

                                                                                                          


Yeni köşemize hoşgeldiniz!

Bu bölümde hepimizin bilmediğinin ya da yanlış bildiğinin farkında olmadığı şeyleri paylaşacağım sizlerle.
Kenarda köşede kalmış, az bilinen ve belki de kimsenin umurunda olmayan bilgi kırıntıları olmayacak konu başlıklarımız. Aksine, lafı edildiğinde hepimizin bir kaç kelime söyleyebileceği, 'bilindik' konulara değineceğiz. 
Bunu yaparken amacım genel kültürümüzü ve hayatımızı zenginleştirmek tabii ki. Bu sürecin şaşırtıcı ve en önemlisi eğlendirici olması da bu köşenin hedefi.
Dilerseniz sözü pek uzatmadan bu haftanın konularına geçelim. Aslında bu başlığı Temmuz ayına saklayacaktım ama dayanamadım.



Jül Sezar'ı hepimiz duymuşuzdur. Hatta, belki de bir çoğumuzun adını hatırladığı tek Roma İmparatorudur Sezar.
Acaba gerçekten öyle mi?
Aslında birazdan anlayacağımız gibi pek değil. Jül Sezar asla bir imparator olmadı ve krallığı bile kabul etmekte isteksizdi.
Peki olayın doğrusu nedir ve ilk Roma imparatoru aslında kimdir?
Bütün bunların Temmuz ayı ile ilgisi nedir? Ağustos ayı adını nereden almıştır? Bu soruların hepsini cevaplayacağım ama önce Jül Sezar'a dönelim. 
Gerçek adı Gaius, aile adı ise Julius'tu. Milattan önce 59 yılında Roma Cumhuriyetinin en yüksek makamı olan konsüllüğe seçildi. Pompeius ve Crassus isimli iki güçlü adamla birlikte üç kişilik bir iktidar kurdu ve çok büyük zaferler kazanıp fetihler yaptı. MÖ 49'da  bu seferlerinden birinden dönmesi istenince emre karşı geldi ve ordusuyla İtalya'ya girdi. Bunun üzerine Roma Senatosu ile arasında 3 yıl süren bir iç savaş başladı.
Zafer kazanan Sezar'ın yetkilerinin çok artmasından ve diktatörlük hevesinden korkan Markus Brutus ve bir grup senatör MÖ 44 yılının 15 Mart günü onu bıçaklayarak öldürdüklerinde Roma hala bir cumhuriyetti.



Suikastten sonra Brutus, Sezar'ı cumhuriyeti korumak istedikleri için öldürdüklerini söyledi ve bir ara Roma halkını buna ikna etmeye yaklaştı ama Markus Antonius'un halkı suikastçilere karşı kışkırtması başarılı oldu ve suikastçiler Roma'dan kaçtılar. 
MÖ 43'te Antonius eski konsül Lepidus ve Sezar'ın yeğeni ve varisi Octavianus ile beraber bir üçlü yönetim (Triumvirlik) kurdu.
Yönetim önce Sezar'ın intikamını almayı hedefledi ve bunda da başarılı oldu ancak daha sonra bu yönetim de dağıldı ve Lepidus'un çekilmesi sonrası Markus Antonius ile Octavianus arasında çıkan iç savaşın galibi Octavianus oldu. 
Octavianus ise daha sonra Augustus Sezar adını aldı ve ölene kadar Roma'nın tek hakimi, dolayısıyla da ilk gerçek imparatoru oldu.
Temmuz ve Ağustos'a gelince ; Roma takviminin, MÖ 45 yılında Jül Sezar tarafından değiştirilinceye kadar 355 günden oluşan bir yılı olduğunu hatırlatalım öncelikle.
Jül Sezar bu takvimin sorunlu olduğunu gördü ve bir reform ile Mısır takvimini kabul ederek dört yılda bir Şubat ayına bir gün ekleyip her yıl artan 6 saatin yarattığı sorunu da çözdü. Bu geçişi yapabilmek için MÖ 46 yılı 445 gün olarak kabul edildi.
İşte bu takvime (ki bugün de tüm dünyada kullanılmaktadır) bu yüzden Jülyen takvimi diyoruz.
O zamanlar Roma'da yıl Mart ayında başlıyordu ve buna göre beşinci aya Quintilis deniyordu. Sezar kendisinin onuruna bu ayın adının Julius olarak değiştirilmesini istedi. Böylece batı dillerinde Julius veya July olarak bilinen Temmuz ayı yeni ismine kavuşmuş oldu. Temmuz kelimesinin kökenini açıklamayı başka bir yazımıza bırakıyorum.
Ağustos ayı için de benzer bir talep imparator Augustus'dan gelince bu ayın  ismi de değişmiş oldu.
İşte böyle sevgili okurlar. Ünlü Jül Sezar'ın aslında imparator olmadığını hatırladık böylece.
Bir dahaki bölümde biraz astronomi, biraz biyoloji ve biraz da sezar salatası içeren gastronomiye girmek üzere şimdilik elveda...